“Wimbledon’da final mücadelesi… Dünya bir numarası zaferden bir oyun uzaklıkta. Karşısında yılların efsanesi var ancak sıralamada ilk 10’un dışına çıkmış. Belki de kariyerinin son finali… 1 numara servisi kullanıyor, top ışıklandırılmış bariyerin üstünden geçiyor ve karşı tarafa düşüyor. Efsane, karşılık veremiyor. Ace, beş puan demek. 


Sonraki serviste top ışıklı bariyerden sekip karşıya düşüyor. Efsane’nin yapabileceği hiçbir şey yok! Bariyerden seken servis, bir puan! Bir sonraki servise efsane tenisçiden nefis bir return. Winner, iki puan! Şimdi oyunda durum 6-2. Dünya 1 numarasının cam zeminde oynanan Wimbledon’ı kazanması için 4 sayıya ihtiyacı var. 

Uzun bir rallinin ardından efsanenin topu kortu sınırlandıran çizgilerin dışına düşüyor ve bütün zemin kırmızı oluyor. Çizgi hakemlerinin görevlerine son verileli 14 yıl olmuş. Şimdi 8-2. Efsane, buradan geri dönebilecek mi… Aslına kimsenin umrunda da değil. 

50 yıl önce hayata gözlerini yummuş Rumen tenisçi Ion Tiriac’ın torunu ITF başkanı olduğundan bu yana tenis gözden iyice düştü. 60 yıl önce atılan o değişim tohumları şimdi hiçbir şeye benzemeyen bir hilkat garibesi yarattı.” 

Torunlarımın buna benzer yazılar okumaması için birisi Tiriac’a dur demeli. 

Mavi toprak fikri en başta değişik gelmişti. Ta ki, tenisçiler korta çıkana kadar. Buzda Dans’a mı, Madrid Masters’a mı katıldıklarını anlamayan raketler sırayla zeminden duydukları rahatsızlıkları belirtti. ATP’nin, WTA’in, ITF’in kulakları elleriyle kapanmıştı. Geriye kalan iki maymunun da durumunu biliyorsunuz. 

Bütün kortların hızlı olmasına gerek yok. Bunun için değişik zeminlerde uzmanlaşmış değişik tenisçiler var. Toprak korta çıkıp çim korttan gördüğü muameleyi görmek, sporcular için güzel olmasa gerek. Bu hafta çoğu tenisçiden kortun normalden kaygan olduğu ve topun daha az sektiği şikayetini işittik. Kim ister ki Roland Garros öncesi çim zeminde turnuva oynamayı? 

Tiriac ilk günlerde eleştirilere kulaklarını tıkayıp dalgasını geçmeye devam etti. Seneye floresan toplar kullanmayı deneyeceğini söyledi… Ancak gerek tenisçilerden, gerekse izleyenlerden tepkiler o kadar yükseldi ki, Nadal ve Djokovic’in mavi toprak kalırsa seneye katılmayacaklarını açıklamasından sonra Rumen işadamı da sorunları gözden geçireceğini söyledi. 
Bu hafta tenisten çok bu konu konuşuldu. Tenis dersek.. 

Bütün bunlara rağmen son 10 yılda çim kort denilince akla gelen iki tenisçi, Roger Federer ve Serena Williams, ortama adapte olmayı başararak Madrid’ten kupayla döndüler. 

Serena Williams inanılmaz bir hafta geçirdi. Özellikle Sharapova karşısındaki return oyunu akıllara zarardı. Yokluğunda tura korku salan Azarenka’yı da o kadar rahat geçti ki… Federer için ise söyleyecek şey bulamıyorum artık. Kelimelerim tükendi, kendisi tükenmedi. Yine efsanevi bir hafta, müzeye bir kupa daha. 

Ve akılda kalanlar… 
– Nadal karşısında kariyeri boyunca ezilen Verdasco’nun ilk galibiyetini alması… 
– Tipsarevic’in Djokovic’i iki sette geçmesi… 
– Harika toprak sezonu geçiren Isner ve Errani’nin turnuvanın başında elenmesi… 
– Son şampiyon Kvitova’nın erkenden havlu atması… 
– Nadal’ın çim kort ayakkabısı giymek istemesi ve reddedilmesi… 
– Roger Federer’in dünya iki numarasına tekrar yükselmesi… 

 

 

 

 

Kaynak

0

Bunları da beğenebilirsin