WTA 2011: İki neslin çarpışması 

Kadınlar tenisinde 2011 kendine özgü hikâyeleri ile almanaklardaki yerini aldı.

 Nesil çatışması sadece aralarında çok yaş farkı bulunan anne-baba ile çocuklar arasında olmuyor. Tenis gibi oyun tarzının sürekli bir değişim halinde olduğu ve evrildiği bir sporda, tenisçiler arasındaki beş senelik bir fark bile babaanne ile torun farkına denk gelebiliyor.

 27 yaşındaki bir sporcunun yaşlı olarak sıfatlandırıldığı bu sporda, 20 yaş artık deneyimli olmaya yetiyor. 2011 yılı kadınlar tenisi özelinde genç ve deneyimli neslin mücadelesi olarak dikkat çekti. Özellikle 2010’da 30’una merdiven dayamış raketler turu domine ederken patlama yapması gereken 90 jenerasyonu buna seyirci kalmıştı. Bu sene farkı kapattılar.

 

Sezon Kim Clijsters’ın 2010’u bıraktığı yerden devam ettirmesi ile başladı. Belçikalı, Avustralya Açık öncesi en önemli turnuva olan Sydney’de finalde Li Na’ya yenildi. Ancak rövanşı iki hafta sonra alacaktı. Melbourne’de finalde karşılaşan ikiliden kazanan Clijsters oldu ve kariyerinin dördüncü Grand Slam’ini -Amerika Açık dışındaki ilk- elde etti. Üç yarı finalist 26 yaşın üstündeyken genç nesilden tek temsilci dünya 1 numarası Caroline Wozniacki’ydi.

 Avustralya Açık’ta üçüncü turda elenen Justine Henin ise ikinci kez ve bu sefer kesin olarak tenisi bıraktı ve bir efsane de böylece sonlanmış oldu. Safina’nın ilk turda Clijsters’a 6-0’lık iki setle mağlup olması Rus eski dünya 1 numarasının ruhunda onulmaz yaralar açtı. Turnuvanın dikkat çeken raketleri Petra Kvitova ve Andrea Petkovic’ti.

 Sezonun ilk kupasını Brisbane’de kaldıran Kvitova kazanmaya devam etti. Paris’te Clijsters’ı yenerek elde ettiği zafer spotları üzerine daha çok çekti. Wozniacki ilk şampiyonluğunu şubatta Dubai’de kazandı. Mart ayı teniste dert ayı değil, ziyafet habercisidir. Grand Slamlerden sonra gelen en büyük turnuvalar Indian Wells ve Miami’de bu sene Caro ve Azarenka güldü. Genç neslin ayak sesleri…

 

Clijsters’ın dans sevgisi 

Toprak sezonuna Alman fırtınasıyla girdik. Julia Görges, Andrea Petkovic, Sabine Lisicki ve Kristina Barrois; ikinci Graf’ını arayan ulusu zevke boğdu. Fransa Açık öncesi en büyük buluşma olan Madrid’de bir büyük vurucunun kazanması şaşırtıcı olsa da Kvitova kariyerinin en önemli zaferini elde etti. Sezon başından beri didinen Sharapova da ilk zaferini Roma’da elde etti.

 

Fransa Açık öncesi favoriler Sharapova, Azarenka ve Stosur olarak gösteriliyordu. Wozniacki’nin ne yapacağı da merak konusuydu. Ancak hiç beklenmedik bir şekilde Schiavone yine finale çıktı. Karşısında ise Li Na vardı ve Çinli tenisçi iki Grand Slam finalinden sonra zafere ulaştı. Final yolunda ise genç nesilden Kvitova, Azarenka ve Sharapova’yı elemesi de dikkatlerden kaçmadı.

 

Dünya 1 numarası yine erken bir çıkış yaparak üçüncü turda kupaya veda ederken, baharda kuzeninin düğününde bileğini sakatlayan Clijsters, ikinci turda evine döndü.

 

Serena izinden döndü 

Türlü badireler atlatarak deyim yerindeyse hayatta kalmayı başaran Serena Williams çim sezonunda tenise geri döndü. Ancak son şampiyon sıfatıyla katıldığı Wimbledon’da dördüncü turda 175 IQ’lu Bartoli’ye mağlup oldu. Wimbledon tam anlamıyla genç neslin zaferiydi. 89 doğumlu Azarenka ilk Grand Slam yarı finalini görürken, 90lı Lisicki wildcard ile katıldığı turnuvada son dörde kalarak büyük bir başarıya imza attı. Finalde ise üç kez Grand Slam şampiyonu Sharapova ile bir önceki senenin yarı finalisti genç Petra Kvitova vardı. Çek tenisçi deneyimli rakibini rahat geçerek bu yılın en flaş ismi olma yolunda önemli bir adım attı.

 

 Yılın son Grand Slam’i öncesi Amerika Açık Serileri’nde Serena Williams fırtınası vardı. Tenise neredeyse bir sene ara vermiş olan 29 yaşındaki ABD’li sanki yıllık izinden dönen memur gibi işine hemen adapte oluvermişti. Diğer tenisçiler arasında panik havası vardı: “Kaçın la sahibi geldi!” İki turnuva zaferi ile Flushing Meadows’a geldi. Son şampiyon Kim Clijsters karın kaslarında sakatlıktan dolayı unvanını koruma fırsatı bulamazken, Sharapova ve Wozniacki, New York’a formda şekilde ulaştılar ancak kazanan hiç beklenmedik bir isim, Sam Stosur oldu. 27’sinde finalde Serena’yı alt ederek ilk büyük kupasına kavuşan Avustralyalı olgun nesil adına son gülen iyi güler diyordu.

 

Radwanska son düzlükte açıldı 

Bundan sonrası İstanbul’da düzenlenecek Sezon Sonu Turnuvası’na yarış şeklinde geçti. Radwanska – Bartoli – Petkovic üçgenindeki bu heyecanlı mücadelede Polonyalı Aga, Uzak Doğu turunda harikalar yarattı ve biraz da Bartoli’nin altın tepsisiyle İstanbul’a asil olarak geldi. Sezonun en iyi sekizini buluşturan turnuvada kazanan Petra Kvitova oldu. Ata Atay’ın yazısında WTA Sezon Sonu Turnuvası ile ilgili daha detaylı bir derleme bulabilirsiniz.

 

Geriye Fed Kupası kalıyordu ve Rusya ile Çek Cumhuriyeti’nin nefes kesen mücadelesinde kazanan Çekler oldu. Çekoslovakya bölündükten sonra ilk kez zafere ulaşan Çek takımında Petra Kvitova da vardı.

 

Genç nesil ile olgunların çatışmasında kupa bazında deneyimliler galip görünüyor bu sene de. Ancak Petra Kvitova’nın tek başına yaptığı yükseliş de dikkatlerden kaçmıyor. 2012’de Clijsters ve Williams kardeşler jenerasyonunun asıl hedefi Olimpiyat olacak. Bunu fırsat bilirlerse Azarenka, Wozniacki, Lisicki gibi tenisçilerin şansı daha da yükselecek.

Kaynak:tr.eurosport.com-Onur Akmeriç

 

 

 

 

0

Bunları da beğenebilirsin