IAAF'nin internet sitesinde yer alan bilgiye göre, biyolojik pasaport uygulamasıyla doping yaptığına kanaat getirilen milli atlet Bekele,
14 Şubat 2016 tarihine müsabakalara katılamayacak.


Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanı Mehmet Terzi, yaptığı açıklamada, Bekele'nin cezasının Disiplin Kurulu tarafından verildiğini,

ancak konunun Tahkim Kurulu'nda görüşülmeye devam ...
 
 
 
Hindistan kadınlar 4x400 metre bayrak takımıyla 2006 Asya Oyunları’nda altın madalya kazanan Pinki Pramanik, haziran 
ayında eski ev arkadaşı tarafından yapılan tecavüz suçlamasıyla tutuklanmıştı. Pinki’nin aslında erkek olduğunu belirten
eski ev arkadaşının bu iddiaları üzerine eski atlet üstünde sayısız cinsiyet testi yapılmıştı. Bu testlerden ilk Hint sporcunun
erkek olduğu yönünde sonuç verdi. Pramanik’in itirazı üzerine yapılan bir ikinci test ise sonuçsuz kalmıştı.

Bir ay tutuklu kalan ardından serbest bırakılan Pramanik erkek hormonlarının fazla olmasının nedeninin kariyeri
boyunca aldığı ilaçlar olduğunu söyledi...

Hollanda’da düzenlenen Bedensel Engelliler Atletizm Şampiyonası’nda Hamide Kurt Avrupa Şampiyonu oldu.

 

Hollanda’da düzenlenen Bedensel Engelliler Atletizm Şampiyonası’nda Hamide Kurt Avrupa Şampiyonu oldu.

Türkiye Milli Takımı’na ilk madalyasını da kazandıran Kurt, 34 saniye 96’lık derecesiyle, Hollandalı atlet Amy Siemons’u geride bırakarak birinci oldu. 

 

Hollanda’nın Stadskanaal kentinde düzenlenen Uluslararası Paralimpik Komitesi (IPC) Avrupa Bedensel Engelliler Atletizm Şampiyonası devam ediyor. Milli Takım forması ile Türkiye’yi temsil eden Bağcılar Belediyesi Engelliler Spor Kulübü Sporcusu Hamide Kurt, 200 metrede Avrupa Şampiyonu oldu.

T53 sınıfında mücadele eden Hamide Kurt 34 saniye 96’lık derecesiyle, Hollandalı atlet Amy Siemons’un yaklaşık 1 saniye önünde birinciliği elde etti. Bu derece ile Türkiye de takım olarak ilk madalyasını almış oldu. 

 

2012 Londra Paralimpik Oyunları öncesinde son büyük atletizm organizasyonu olan şampiyonada Türkiye, bedensel engellilerde 4 sporcu ile temsil ediliyor. 

 

Daha önce Dubai’de gerçekleştirilen IWAS Dünya Oyunları’nda ve Tunus’da düzenlenen Uluslararası Bedensel Engelliler Atletizm Oyunları’nda birinci olan Hamide Kurt, Hollanda’da elde ettiği başarı ile Olimpiyatlar’ın 200 metredeki en iddialı ismi olduğunu da göstermiş oldu. 

 

 

 Usain Bolt, altı gün önce ( 27 Mayıs 2012 ) Çek Cumhuriyeti’nin Ostrava kentinde koşulan Golden Spike yarışında birinci olmasına rağmen 10.04 ile kariyerinin en kötü derecesini koşmuştu.

Diamond League’in dün yapılan Roma ayağında Jamaikalı süper yıldız 9.76 ile 100 metrede tarihin en iyi dördüncü, sezonun ise en iyi derecesini yaptı.

 

Vatandaşı Asafa Powell 9.91 ile ikinci olurken, üçüncülüğü ise kariyerinin en iyi derecesini yapan Fransız Christophe Lemaitre 10.04’lük derecesiyle aldı. Roma’da Kadınlar 100 metrede ise zafer Fildişi Sahili’nden Murielle Ahoure’nin oldu. Kendisinin en iyi derecesi olan 11 saniye ile birinciliğe ulaşan Ahoure’yi Jamaikalı Shelly-Ann Fraser11.06 ve Kerron Stewart 11.10 ile takip etti.

Erkekler 3000 metre engelli yarışında da Kenyalı Paul Kipsiele Koech 7:54.31 ile tarihin en iyi üçüncü dereceyi koşarak Roma’ya damga vuran bir başka isim oldu. 

 

 

 

 

A.A.

2012 Londra Olimpiyatları’na 3 sporcusuyla birlikte Gerede Green Park Otel’de hazırlanan Atletizm Milli Takımı’nın antrenörü Ertan Hatipoğlu, hiç ummadığı bir sorunla karşılaştı.

Hatipoğlu, olimpiyat hazırlıklarını sürdürdükleri bölgeye, yol inşaatı yapan firma tarafından, otomobiliyle girmesine izin verilmemesi yüzünden büyük sıkıntı yaşadı.
 
Milli atletler Bahar Doğan, Ümmü Kiraz ve Pınar Saka ile birlikte, otelin 500 metre ilerisindeki, artık kullanılmayan eski Ankara yolunda antrenman yapmak isteyen Hatipoğlu, firma yetkilileri kapıdan araç girişine izin vermeyince şaşkına döndü. Yolda çalışma yapan firmanın, buranın kontrolünü Karayolları Genel Müdürlüğü’nden devraldığını öğrenen Hatipoğlu, firma yetkililerine olimpik sporcularla kampta bulunduklarını ve sporcularını arabayla takip etmek zorunda olduğunu anlattı.
Firma yetkilileri buna rağmen kapıdan araç girişine izin vermeyince, Ertan Hatipoğlu kampın ilk günlerinde, sporcularıyla birlikte kilometrelerce koşmak zorunda kaldı. Ancak sonraki günlerde oldukça yorulan ve bitkin düşen Hatipoğlu çareyi söz konusu kapıdan izinsiz geçmekte buldu. Ancak bu kez de, kapının kapatılmasıyla arazide mahsur kaldı.

Hatipoğlu, firmanın duyarsızlığından şikayetçi olarak, “Böyle bir milli davada, inşaat firmasının inadı yüzünden 10 gün kaybettik. Söz konusu milli dava olmasına rağmen, firmanın işleri sürekli yokuşa sürmesi inanılır gibi değil” dedi.

Bakanlık devreye girdi

Arazide mahsur kaldığını dile getiren Hatipoğlu, yaşananları şöyle anlattı:
“Firmadan 3 kişiyle görüştüm. Tam birine derdimi anlatıyorum, ertesi gün o değişiyor, yerine gelen yine izin vermiyor. Sporcularıma ne su ne malzeme taşıyabildim. Milli atletlerin arkasından daha ne kadar koşabilirim, bu mümkün mü? Son olarak firmanın genel müdürüyle konuştum. O bile, kendi firmasından bir yetkilinin yazılı başvurusunun gerekli olduğunu söyleyince şaşkına döndüm. Olimpiyatlara hazırlanan milli takımın söz konusu olduğunu söylememe rağmen, benden yazı istiyor. Son seferinde bekçiyi dinlemedim ve kapıdan geçtim. Fakat dönüşte kapıyı kapatıp, beni burada mahsur bıraktılar. Tam 3 saat bekledim. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nı aradım. Onların devreye girmesiyle kapı açıldı.”

Firmanın bu tutumuna bir türlü anlam veremediğini kaydeden Hatipoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
“Sonradan öğrendim ki, bazı uyanıklar otoban parası vermemek için bu kapıdan giriş yapıyorlarmış. O yüzden araç geçişini yasaklamışlar. Fakat biraz insaf, bizim kim olduğumuz belli. 10 gündür derdimi anlatmaya çalışıyorum. Bu işgüzarlık değil de ne? Bizim gibi burada kamp yapan diğer arkadaşlarımızın aynı şeyleri yaşamamaları için buna derhal bir çözüm getirilmeli.”

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Ataköy Atletizm Salonu’nda 3 gün süren organizasyonda, ikinci gün akşam seansında kadınlar 1500 metrede Aslı Çakır Alptekin, 4.08.74’lük derecesiyle Türkiye rekoru kırıp, üçüncü oldu. Bronz madalya kazanan Aslı, Türkiye’ye dünya salon atletizm şampiyonası tarihindeki ilk madalyasını kazandırdı.

 

Aslı, elemelerde de 4.10.95’lik derecesiyle Ayşen Barak’ın 11 yıllık Türkiye rekorunu kırmıştı.

 

İkinci gün akşam seansında erkekler 1500 metrede Kenya asıllı Türk atlet İlham Tanui Özbilen de 3.45.35’lik derecesiyle ikinci olarak, gümüş madalya kazandı. İlham da Türkiye’ye salon dünya şampiyonası tarihindeki ilk gümüş madalyasını kazandırdı.

 

Erkekler 400 metrede Ali Ekber Kayaş ve kadınlar 400 metrede Meliz Redif, yarı finalde elendi.-Ali Ekber Kayaş ve Meliz Redif, yarı finalde elendi-

 

İlk gün sabah seansında 47.55’lik derecesiyle yarı finale kalan Ali Ekber, akşam seansında koşulan erkekler 400 metre yarı final müsabakalarında 2. seride 48.16’lık derecesiyle 5. ve son sırada yer alarak, finale kalamadı.

 

Kadınlar 400 metrede sabah seansında 53.55’lik derecesiyle yarı finale çıkan Meliz Redif, akşam seansında yarı finalde 3. seride 54.48’lik derecesiyle 6. ve son sırada yer alarak, elendi.

 

-Diğer Türk sporcular-

Türkiye’yi kadınlar uzun atlamada temsil eden Karin Melis Mey, …

9-11 Mart 2012 tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenecek olan Dünya Salon Atletizm Şampiyonası’nda yapılacak yarışmalar arasında önemli bir yer tutan, 800 metre  yarışlarında ülkemizi Halit Kılıç ve Merve Aydın temsil edecek.

Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği (IAAF) Başkan Yardımcısı ve sırıkla yüksek atlamanın efsane ismi eski sporcu Sergey Bubka, 14. Dünya Salon Atletizm Şampiyonası öncesi İstanbul’a geldi. 

 

Kiev’den gelen Sergey Bubka ve eşi Lilia’yı Atatürk Havalimanı VIP Salonu’nda Dünya Salon Atletizm Şampiyonası resmi maskotları ‘Tik” ve ”Tak” karşıladı. 

 

Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Bubka, ”Bu şampiyonanın 2020 Olimpiyat oyunlarına aday Türkiye’nin kendisini göstermesi için bir şans olup olmadığına” ilişkin soru üzerine …

Atletizm – Dünya Salon Atletizm Şampiyonası

İstanbul’a adım adım: Bir rekortmen, bir çaylak

9-11 Mart arasında İstanbul’da düzenlenecek Dünya Salon Atletizm Şampiyonası’nda mücadele edecek Türk atletler, turnuvaya kadar sürecek yazı dizimizle huzurlarınızda olacak. Hüseyin Atıcı’nın bazen “Nereden de bulaştım” dediği, Emel Dereli’nin ise gözlerinin içini ışıldatan gülle atmayla başlıyoruz.

 

“Bazen o kadar sinirlendiriyorlar ki, ‘Nereden başladım bu spora dediğim oluyor…” Atletizme zorla başlattırılmış ve biraz bu zorlama, eh biraz da yeteneksizlik yüzünden başarısız olmuş bir sporcunun ağzından çıkabilecek türden bir cümle değil mi? Başarısızlığı başkasında arama tonundan gibi sanki. Oysa bu cümleler, gülle atmaya geçtikten üç hafta sonra Türkiye şampiyonu olmuş, bu yıl da daha beş hafta önce 19.25 metre ile Türkiye rekoru kırmış Hüseyin Atıcı’nın dudaklarından dökülüyor. Peki, Hüseyin gibi başarılı bir atleti bu kadar sinirlendiren ne? Biraz “Az sonra” tadında olacak ama, bu sorunun cevabı için bir süre bekleteceğiz.

 

Devam edelim… “Yurt dışına çıktığınızda, mesela Fransız basınının Fransız atletlerle ilişkisini görmek moralinizi bozmuyor mu?” Hüseyin Atıcı’ya bir dokunup bin ah işitmemin müsebbibi, işte bu soru. “Moral bozma değil de, daha çok ‘sinirleniyorum’ diyelim. Türkiye’de medya bize yeterli ilgiyi göstermediğinden, insanlar da yaptığımız sporu tanımıyor. Bana gülleyi böyle mi (burada tek kolunu bilye atar gibi ileriye doğru sallıyor) atıyorsun diye saçma sapan sorular soruluyor. Öyle olunca karşındakini boğasın geliyor bazen. Yurt dışında insanlar gülle attığını duyunca hangi teknikle attığını soruyorlar” dedikten sonra, bu öfkenin yine de anlık olduğunu eklemeden geçemiyor: “Bazen sinirlenip pişmanlık duysam da, bunlar hep anlık şeyler oluyor. Sakinleşince ‘İyi ki yapmışım’ diyorum.”

 

Önce cirit, sonra disk, artık gülle…

Yıllardır Eurosport’ta çalışan biri olarak Hüseyin Atıcı’nın yakındığı şeyleri çok iyi anlamış olmasaydım bile, sırf cüssesinden ve çatık kaşlarından çekinip onaylardım herhalde söylediklerini. Zaten röportajımızın ilk bölümü biraz benim çekinmemle, biraz da onun kısa cevaplarıyla geçti. Doğum yeri Giresun’dan iki yaşındayken İstanbul’a taşındıklarını, atletizme 2000 yılında başladığını, üç yıl cirit, ardından da dört yıl disk attıktan sonra 2007’de gülleye geçtiğini söyledi. “Gülle kariyerinin başlangıcındaki performansına 1, kariyer hedefine ise 10 desek, sence hangi noktadasın?” soruma ise şöyle yanıt verdi: “Birinci yılın sonunda sorsaydın, 7 derdim. Ameliyat olup iki yılımı çöpe attığım dönemde sorsaydın da 3… Ama şu an 6-7 arası diyebilirim herhalde.”

 

 

Antrenmanlar yüzünden pek boş zamanı olmadığını, bulduğu boş zamanı da “yatıp uyuyarak” geçirdiğini söylediği bölümde oluşan tebessümler “aramızdaki buzları” biraz eritirken; diğer sporcular arasında popüler olan “Arabesk hariç her şeyi dinlerim” cevabını tiye aldığı ve komedi ile western filmlerini severek izlediğini söylediği bölümlerde artık ikimiz de röportajdan bir hayli keyif alır olmuştuk. Şampiyonaların bitiminde basına geçilen bültenlerde adının yanında yazan birkaç rakamdan ibaret değildi Hüseyin. Fazla mı romantik buldunuz bu cümlemi? “Şampiyonada 19 metrenin üzerini hedefliyorum. Türkiye rekorunu yenilersem iyi olur. Londra için 20 metre gerekiyor. Mümkün. Ama benim için gelecek yılki Universiade ya da Akdeniz Oyunları’nın birinde 20 metre atıp madalya almak, Olimpiyat’tan daha öncelikli bir hedef” diyen Hüseyin’in İstanbul performansını “(…) Hüseyin Atıcı ise finale kalamadı…” diye kısacık bir cümleyle gördüğünüzde tekrar konuşalım bu konuyu…

 

Emel Dereli: İyi ki başlamışım

 İyi bir senaryonun olmazsa olmazlarından “çatışma”, özetle birbirine tezat durumların çarpıştırılmasıyla yaratılır. Bu yazıdaki çatışma ise Hüseyin Atıcı gibi Dünya Şampiyonası kâfilesinde yer alan (ve Hüseyin gibi Fenerbahçe’nin bir sporcusu olan) “gülleci” Emel Dereli’nin cümlelerinde gizli: “Atletizme gayet istekli başladım. Kimse beni zorlamadı. Başlarda derslerle bir arada götürmek ve ailemden uzak kalmak zor geliyordu, ama zamanla ikisine de alıştım. Şimdi zor gelen hiçbir şey yok. Spor sayesinde disiplin kazandım. Bir sürü arkadaşım oldu. Bu sayede tanıdığım birçok insan var.”

 

İlgisizliğimiz yüzünden 1996 doğumlu Emel Dereli’yi de bir gün Hüseyin Atıcı gibi çıldırtır mıyız bilmiyorum; ama çıldırtmasak iyi olur. Zira Emel, kendi kuşağının en çok gelecek vâdeden isimlerinden biri. Muhtemelen İstanbul’a ondan daha genç bir sporcu gelmeyecek. Altın değerinde bir tecrübe yaşamak üzere olan Emel’in bu şampiyonadan tek hedefi var: “16.74 metrelik en iyi derecemi geliştirmek istiyorum. Tabii ki asıl hedeflerim 2016 ve 2020 olimpiyatlarına gidebilmek.”

 

 

Aslen Karabük – Yeniceli olan Emel, üç senedir birlikte çalıştığı antrenörü İhsan Özden ile Zonduldak’ta yaşıyor ve Ticaret Meslek Lisesi’ne gidiyor. Röportajın başlarında biraz çekingen. Rahatlatmak için, ortaokuldaki üç metrelik gülle atma maceramı (en azından kimseyi yaralamadım!) anlatıyorum; işe yarıyor. Atletizmden konuşurken gerçekten de gözleri ışıldıyor Emel’in. Bir de voleybol ile boks izlediğini, Kenan Doğulu başta olmak üzere Türkçe popu sevdiğini, şarkı söylediğini ve gitar çalabilmeyi çok istediğini anlatırken…

 

“Şu an hiç heyecanlı değilim, ama turnuva yaklaştıkça biraz olacak sanki” diyor, finale kalamayacağının farkında olarak katılacağı şampiyona için. En iyi derecesini yaparsa, istediğini almış olacak; bir de bu dereceyi üç yıldır uzakta yaşadığı ailesi televizyondan da olsa izleyebilirse… Siz de bence Emel Dereli ismini not edin bir yere; zira birkaç yıl içinde daha sık duymaya başlayacaksınız gibi görünüyor.

 

Ertan Hatipoğlu: Kadınlarda iki kutup, erkeklerde işler karışık

 

Hüseyin ile Emel’i tanıdık da, peki bu gülle atmayı kimler kazanacak İstanbul’da? Tabii ki bu konuda ahkâm kesme cür’etini ben göstermeyeceğim. Bugün ve bundan sonra her gün, öndeğerlendirmeler için sözü Ertan Hatipoğlu’na bırakacağım. İşte Ertan Hatipoğlu’nun gülle atma yorumları:

 

Kadınlarda Belaruslu Nadzeya Ostapçuk evinde 20.70 attı. Hem de çok uzak sayılmayacak bir tarihte, 10 Şubat’ta… Yeni Zelandalı Dünya şampiyonu Valerie Vili (yeni soyadıyla Valerie Adams) ile kapışacak. Vili, şampiyonluğu kaptırmak istemez. İkisi arasında, 21 metre civarında geçen bir yarış bekliyorum. Bu ikisinin yanında bir Mrs. X olabilir mi? Belki Çinli bir atlet… Bazen Çin’den biri çıkıp kariyer rekorunu iki metre geliştirip iddialı olabiliyor.

 

 

Emel Dereli’ye gelince… Onun temsili bizim için çok önemli. 1996 doğumlu, yani 16 yaşında. Şampiyonanın en genç atleti olacak. Böyle bir karar aldığı için Türkiye Atletizm Federasyonu’nu tebrik ediyorum. Bu kız, orada ablaları nasıl davranıyor görecek. Emel’in içinde o maya var; onda sporcu hırsını ve sporcu ruhunu görebiliyoruz. Tip olarak da çok müsait. Bence Emel Dereli’nin geleceği çok iyi. 16.74 atmış; burada 17 metre görmek isteyecektir. 17 ile finale kalması mucize olur. Seçmede en iyilerle yarışıp, sonra 20 metre öteden ablalarını izleyecek. Zaten bu gurur ona yeter.

 

Çocuklarınızı gülleden uzağa oturtun!

 

Erkeklerde işler çok karışık. Şampiyonaya çocuklarıyla gelecek aileleri uyarıyorum; gülle atmadan uzak bir noktada otursunlar. Tırnak içinde söylüyorum, o “hayvan”lar öyle bir bağırıyor ki, çocukların ödü kopuyor…

 

 


İstanbul’da 9-11 Mart 2012 tarihlerinde gerçekleştirilecek 14. Dünya Salon Atletizm Şampiyonası öncesindeki son test müsabakası niteliğindeki Salon Deneme Yarışmaları başladı.

 İstanbul’da 9-11 Mart 2012 tarihlerinde gerçekleştirilecek 14. Dünya Salon Atletizm Şampiyonası öncesindeki son test müsabakası niteliğindeki Salon Deneme Yarışmaları başladı.

Ataköy Atletizm Salonu’ndaki 3 gün sürecek müsabakaların ilk gününde, büyük kadınlar uzun atlamada katılan tek sporcu olan Sevim Sinmez, 6.24’lük derece elde etti.

Dört sporcunun katıldığı genç kızlar 3 bin metrede Gizem Atmaca 12.15.37’lik derecesiyle, …