Blogger Röportajlarımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Daha önceki röportajlarımızı yazının sonunda bulabilirsiniz.

Bu ayki röportajımız @onurollstyle olarak tanıdığınız Onur Erol.

Keyifli okumalar..

w

 

Öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz? 

Merhaba,

ben Onur EROL, Rize doğumluyum ve 1995 yılından beri Istanbul’da yaşıyorum. Istanbul’a ilk geldiğim yıllarda modelliğe başladım sonrasında o dönemlerde özellikle erkek modeller populer olmadığından dolayı yeme içmeye olan merakım beni aşçılığa kadar sürükledi. 1996’ta bir Italyan restoranında aşçılık (PAPERMOON) yapmaya başladım. Aşçılık belli bir süre devam etti ve bu süreçte cafe ve restoran o kadar ilgimi çekti ki servisi de ele aldım ve 2001 yılında Aşşk Kahve’de garsonluk ile başlayan bu yeni macera yerini şu anda halkla ilişkilere kadar sürükledi. Hala Aşşk’ta halkla ilişkiler yapmaya devam ediyorum.

Blog yazmaya nasıl ne zaman başladınız ve blog sayfanızı ne sıklıkla güncelliyorsunuz? 

Blog yazmaya 2009 yılında başladım fakat o dönemde moda blogu değil tam aksine biraz edebiyat ile alakalı şiir ve yazı bloğum vardı. Ne zaman ki ilk kitabım “VE AŞK” şiir kitabım piyasaya çıkınca blogu kapatmak zorunda kaldım.

Sonrasında bir çok moda bloggerı olan arkadaşlarımın özellikle Meriç Küçük’ün sayesinde 2011 yılında onurollstyle’ı yazmaya başladım.

Hangi blogları takip ediyorsunuz? 

Mümkün olduğu kadar Türkiye’de bilinen kadın ve erkek bloglarını takip etmeye çalışıyorum fakat daha sık İnstagram gibi sosyal platformlardan takip altındayım. Bunun dışında özellikle diğer ülkelerdeki blogları (erkek) daha çok mercek altına alıyorum.

Bu yüzden bir isim vermek istemiyorum hemen hemen hepsii mercek altında tutuyorum diyelim.

Blog dünyasında yer alan bloggerların çoğunun kadın olması sizin için avantaj ve/veya dezavantaj barındırıyor mu? 

Aslında benim ve benim gibi erkek moda blogu tutanlar için hem avantaj hem de dezavantaj…

Türkiye’de hala erkek modası istediğim boyutta değil çünkü moda ile kişisel tercihleri hala insanlar birbirine karıştırabiliyor bu biraz garip fakat yeni yeni markalar artık alışmaya başlıyor diyebilirim.

Markalar ın genelde beklediği eski kalıplardaki yani hala yıkamadığımız tabu olan“Erkek Adam bunu giymez” tabusu ile yaklaşıyorlar. Bu tabii ki yeni nesil moda akımı için yani benim gibi farklı sokak stili olan insanların Türkiye piyasasında tutunmasında biraz zorluk yaşatıyor alabiliyor.

Tarzınızı nasıl tanımlarsınız?

Son derece rahat ve özgüveni yerindeyim bu da ister istemez tarzıma yansıyor. Asla giymem dediğim hiç birşey kalmaması da bu yüzdendir ama genel olarak bakınca son derece özgür ve rahat kombinler ile tarzımı yansıtmayı seviyorum.

Sık sık yurtdışına çıkıyorsunuz. Sizin için seyahatlerde kurtarıcı parçalar nelerdir?

Evet, sık sık yurtdışına çıkıyorum! Bu seyahetlerin çogu kısa süreli olsa bile valizimde hemen hemen herşeyim yedekli olarak bulunuyor.

Muhakkak siyah kombinim olmalı!

Tatil rotalarında her ne olursa olsun kesimlikle siyah bir kot, t-shirt ve ayakabım olması gerekiyor. Bunun dışında en az 5 çift ayakkabı taşıdığımı da söylemem gerek galiba 🙂

Bu sezon spor giyimde ön plana çıkan özellikler nelerdir? Bunlardan hangilerini blogunuza taşımayı düşünüyorsunuz? 

Şüphesiz Ayakkabı!

Spor ayakkabı ya olan zaafımı sanırım beni takip edenler biliyor olacaktır. Sadece bu sezon değil değişkenlik gösteren dört mevsim dahilinde sürekli yeni bir spor ayakkabım olabiliyor. Bu yüzden tek takıntım galiba bu ve bunu da hem blog hem de sosyal medya hesaplarımda öne çıkartıyorum.

Spor ayakkabı veya spor giyimde lovemark’larınız var mı? 

Yukarıda da bahsettiğim gibi asla vazgeçilmezim! Gerek tarzım gerekse rahatlığıma olan düşkünlüğüm dolayısı ile vazgeçemediğim tek parcalarım.

Bu durumda siz de biliyor olacaksınız ki bir çok kişi bir çok markayı kendi ile bütünleştiriyor bu durumda benim en favorim şüphesiz adidas diyebilirim. Bunun dışında Skechers ve New Balance diğer tercihlerim arasında.

Online alışveriş hakkında düşünceleriniz nelerdir? Sıklıkla online alışveriş yapar mısınız? 

Bir bloggersanız sanırsam online alışveriş sizin için vazgeçilmez oluyor. Evet iğneden ipliğe hemen hemen herşeyimi online satış siteleri üzerinden yapıyorum. Normalde mağazalardan alışveriş yapsamda kabinlere asla girip ürün denemediğim için benim için akıllıca ve mantıklı olanı kesinlikle ayağıma kadar gelen siparişlerim.

Yalispor.com.tr’den ya da Yalı Spor’un yeni markası olan Sneakscloud.com ‘dan alışveriş yaptınız mı? Yapmadıysanız ilk neyi almak isterdiniz? 

Yalıspor.com.tr’yi tabii ki biliyorum fakat henüz Sneakscloud.com’dan bir alışveriş yapamadım. Listeme eklediğim bir parça var her ne kadar adidas favorim olsa da Beyaz Nike Air Max’a sahip olmalıyım.

Peki almak isteyip alamadığınız ya da kendinize yakışacağını düşünmediğiniz  ürünler var mı?

Alışveriş listem her geçen ay bir dolup bir boşalıyor bir çok liste ürünüme sahip oluyorum fakat belli bir bütçe eksikliği dolayısı ile alışverişimi benim de tamamlayamadığım oluyor.

Önümüzdeki günlerde gözümü kestirdiğim 1 çanta 3 ayakkabı var 🙂

Blog sayfanız dışında diğer hangi mecraları kullanıyorsunuz? 

Galiba Türkiye’de en sosyal kullanıcı olarak tarihe geçecek bir blogger varsa o da benim!

Bir çok sosyal mecrayı aynı anda kullanıyorum

Bunlar sırasıyla Instagram, Facebook, Twitter, GooglePlus, FashionFreax, Tumblr, FashionTalks, Look Book, Pinterest vs… Gördüğünüz üzere saysam da devamı geliyor!

Ama önemsediğim şüphesiz instagram hesabım!

Son olarak Yalı Spor takipçileri ile blog çekimlerinde karşılaştığınız eğlenceli bir anınızı paylaşabilir misiniz?

Sanırsam 2 yıl evvel blog postu için büyükada’ya gitmiştik. Fotoğrafçıma deniz kenarında son derece yeni ve ilk kez giymiş olduğum kombin ile poz verirken bir anda kendimi denizde buldum. Bu başıma gelen en komik olay diyebilirim fakat bu durumu fırsat bilip çekimi deniz içinde devam ettik ve oldukça güzel oldu görmek isterseniz link: http://www.onurollstyle.co/2013/07/on-water-diary.html 

 

0

Bunları da beğenebilirsin