Nike’ın yeni ürünü ileri düzey teknoloji ürünü bir bileklik. Bu bileklik aslında  reel ve sanal hayatlarımızı entegre eden sistemlere çok güzel bir örnek. Nike’ın bu bilekliğinin adı; FuelBand.

Nike FuelBand ile saymaya başlıyoruz. FuelBand’ı bileğimize takıyoruz günlük hayatımıza devam ediyoruz. Bileklik; zaman,kalori ve adımlarımızı NikeFuel adını verdiği ölçü birimi ile ölçmeye, saymaya başlıyor. Gün sonunda skorunuzu görebiliyorsunuz. Eğer isterseniz ulaşmak istediğiniz limiti giriyorsunuz, bu limite ulaştığınızda bileklikteki ışık kırmızıdan yeşile dönüyor.
Nike‘ın sitesine veya Iphone uygulamasına tüm verilerinizi kayıt edebiliyorsunuz.

Arkadaşlarınızla kıyaslama yapabiliyorsunuz veya kendi performansınızı net rakamlarla izleyebiliyorsunuz. Ve en güzeli de penguenler dahil rol alan herkesin hareket halinde olduğu videosu:)

Nike’ın son tasarımı Yalıspor’da!

Nike tarafından tasarlanan Nike Kobe VII Supreme System, oyuncuların ayakkabıyı özelleştirmesine, bilek desteği ile orta taban tamponlama özelliği arasındaki tercihini dilediği zaman değiştirmesine imkan veren bir performans sistemi.

Nike tarafından tasarlanan Nike Kobe VII Supreme System, oyuncuların ayakkabıyı özelleştirmesine, bilek desteği ile orta taban tamponlama özelliği arasındaki tercihini dilediği zaman değiştirmesine imkan veren bir performans sistemi. Nike Kobe VII Supreme System’in bu yeni versiyonunda oyunculara oyun tarzlarına göre tamponlama özelliğiyle bilek desteği tercihini dilediği zaman değiştirme imkanı veren iki değiştirilebilir parça seçeneği bulunuyor.


Hızlı Atak
Oyuncunun oyun tekniği hız üzerine kuruluysa, hem hafiflik sunan hem de ayakkabının zemine uyumunu sağlamaya yardımcı olan, ön kısımda ve topuk kısmında Nike Zoom üniteleri bulunan bir filon orta tabana sahip ‘Hızlı Atak’ ilavesi kullanılabiliyor.

Konçsuz olan bu seçenekteki esnek bilek desteği ayağa destek sağlamak için ayağı sıkıca sarıyor. Ayağı çorap gibi kavrayan bilek desteği, geleneksel dil ve iç astar ihtiyacını ortadan kaldırırken ayakkabının da hafif kalmasına yardımcı oluyor.

Güçlü Atak
Rekabetin kızıştığı ve fiziksel olarak da oyuncuyu zorlayan maçlarda Güçlü Atak ilavesini kullanmak mümkün. Bu seçenekte tam boy Cushlon orta taban ve mükemmel destek sağlayarak ayağın rahatça ve yumuşak bir destekle hareket etmesine yardımcı olan bilek desteği bulunuyor. Duyulara hitap eden bilek desteği, konfor ve havalandırma sağlaması için kapitone, delikli ve esnek malzemeden üretildi.

Bu iki orta taban seçeneği oyunculara antrenman sırasında veya maçta performans ihtiyaçlarını karşılayabilmek için ayakkabılarını özelleştirme imkanı sunuyor. Özelleştirilebilir ilave seçeneklerinin yanı sıra yeni nesil Flywire teknolojisi ayağın ayakkabının içine hapsolmasını sağlarken 3-D topuk tamponu daha fazla destek imkanı sunuyor ve orta tabandaki cam takviyeli plaka, hem ayağın zemine uyumuna yardımcı oluyor hem de orta tabanda destek sağlıyor.

Nike Zoom Kobe VII’de ayrıca, Kobe’nin yırtıcı hayvanlarınkine benzer içgüdüsünden ilham alan predator detayları da mevcut. Dökme poliüretan dış katmanda yer alan predator desenleri Leopar, Büyük Beyaz Köpekbalığı ve Kara Mamba gibi üç yırtıcı hayvan deseninin bir arada görüntüsünü oluşturuyor. Bu taban deseni ayakkabının …

Galatasaray 2011-2012 futbol sezonu için, Nike firması ile sponsorluk anlaşması imzalamıştı. Nike firmasının Hollanda’daki fabrikasında tasarlanan Galatasaray formaları ile ilgili yazıyı buradan okuyabilirsiniz .

Yeni Galatasaray formaları www.yalispor.com.tr adresinde satışa sunuldu.

yalispor

 

yalispor

yalispor

yalispor

Bugün Hollanda’nin altini üstüne getirdik ve sonunda formalarimizin üretildigi, tasarlandigi Nike fabrikasina vardik. Hilversum sehrine daha önceden bilgi vesaire almak için gitmek istemistim ve nihayet gidebildim. Müthis bir gün geçirdim orada. Aslinda dünden yazmak istemistim böyle bir süpriz ile karsiniza çikacagimi, ama olsun. Iste yasadiklarim…

Güne süpriz bir gelisme ile basladim. Oturdugum sehir Tiel, Tiel-Utrecht arasi trenlerinde ariza varmis, bu demek oluyordu ki otobüs ile gitmem gerekecek ve yolculugum en az 1 saat daha fazla zaman alacakti. Buna da eyvallah diyerek yolumuza devam ettik. Daha sonra Utrecht, ve oradan da Hilversum’a vardik. Hilversum istasyonunda çikar çikmaz karsimiza bi tabela çikti; Nike’in Swoosh logosu, altinda Nike’in bu devhasa fabrika ve bürolarinin nerde oldugunu gösteren isaretler.

O an içimi zaten bi heycan aldi. Takip ettigimiz isaretler bizi önce Nike ‘in tesislerine götürdü. Aldigimiz bilgilere göre Hollanda milli takimi da zaman zaman antrenmanlarini burda gerçeklestiriyormus.
Biraz ilerledik ve karsimiza bizi ‘ Welcome ‘ ile karsilayan bi tabela gördük.

 


‘ Oyun ‘ kurallarimiza uyunuz diyorlardi kendisi bizlere.
Burada ya düz gidip store’a ulasacaktik yad a sol yapip her seyin döndügü yere gidecektik. Haliyle sola gitmeyi tercih ettim. Meydan’a çiktik ve karsimiza önce Eric Cantona’nin ofisi çikti. Herhalde sirf isim kullanilmistir diyecektim ki camlardan görünüyordu kendisi. Çalisanlar ile görüsmekteydi. Nike ‘in gelecek projelerini mi görüsüyorlardi acaba ?


Bayraklar asiliydi, Nike’in olmazsa olmaz ikonu Ronaldo çikti karsimiza.

Öncelikle bunlar çekti tabii ilgimizi, ama daha sonra farkina vardik ; girilmesi yasak bi yere girmisiz. Bu resimleri çekerken karsimda güvenlikçiyi buldum. Kibarca uzaklasmamizi istiyordu. Uzaklardan geldigimizi söyleyince yumusadi kendisi. Daha sonra gezdirmeye basladi bizi. Kötü olan ise telefonumuzu cebimize sokmamizi istedi, ki resim çekmeyelim..
Bize normalde davet ile içeri girildigini söyledi. Öyle ki, KNVB ( Hollanda futbol federasyonu ) yetkilileri henüz yeni ayrilmisti oradan. Biz güvenlikçiyle iyi bir muhabbete koyulunca kendisi bizi içeri aldi, sagolsun. Bizi giriste bekletti ve daha sonra sag tarafimizda duran bir koridordan yürüttu. O an içim gitti.

FC Barcelona, Manchester United, Arsenal , Celtic ve niceleri.. Hepsinin ayri ayri ofisleri vardi. Içinde ise çalisanlari, tasarimcilari , üretim asaminda olan formalari ve diger ekipmanlarinin ilk örnekleri karsimiza çikiyordu. Çok konstantre çalisiyorlardi, halbuki gelecek sezon için hersey hazirdi zaten. Ögrendik ki iki sezon sonrasi hazirlaniyormus*_*. Yani 12 – 13 sezonu formalari, ekipmanlari vesaire tasarlanmisti bile. Tabii bunlari bize göstermekten kaçindilar, zaten davetli de degiliz, ne haddimize.

Odalari tek tek geçerken aklimda acaba Galatasaray ‘ imiz için özel yapilan bir ofis yahut oda var midir diye düsündüm. Koridorun sonuna yaklasmistik ki o asaletli logo’muz kapinin üzerinde. Sasirdim tabii, henüz Nike’a yeni dahil olan Galatasaray’imiza özel bi yer ayrilmis. Girmek istedik ama içeriye almiyorlar, camlardan görüldügü kadar bakabiliyorum. Yeni parçali formamiz ( 2) , bir polo ve bilgisayar arkasinda çalisan kisileri görebildim sadece.

Parçali formadan iki tane vardi. Zaten pek göremiyodum camdan dolayi, fakat birisinin sari-kirmizi digerinin ise kirmizi-sari oldugunu görebildim. Polo ise Nike’in gelecek sezon için hazirladigi antrenman ürünlerinden bi tanesiydi. Bakinirken güvenlikçi zaten bizi götürmek istedi oradan. O anda odadan Hollandali bir adam çikti. Kendisi tasarimcimiz ya da herseyi elden geçiren kisilerden biriydi heralde. Merak ile kendisine soru yöneltip yöneltemeyecegimi sordum. O da hosgörü ile tabii dedi.

3 forma hazirlandi dedi bana. Klasiek dedi, yani parçali olsa gerek. Away beyaz ve alternatief siyah dedi. 4th varmi dedim, cevap vermedi baska bir konuya daldi. Bir kaç hafta önce yöneticiler gelmis bakmaya. Benim ilgimi çeken ise su oldu: söyledigine göre formalar bir çok kez tekrar tekrar tasarlanmis. Yönetim begenmemis sanirim. En çokta parçali. Daha fazla bilgi vermek istemedi ve kendisi uzaklasti yavastan. Son söyledigi formalarin begenilecegi yönündeydi. ‘ Forza Galatasaray hé ‘ dedi gülerek ve uzaklasti yanimizdan. Güvenlikçinin yüzünden anlamistim ki, o da bizim artik gitmemizi istiyor. Tesekkür ettik ve gittik.

Dönmek gerekti artik.
Size su kadarini söyleyeyim, Nike acayip is çikarmis. Hersey çok kaliteliydi. Parçali forma ile ilgili bir kaç süphem olsa dahi. Formalarimizin gerçekten güzel olacagindan süphem yok.
Çok güzel bir tecrübeydi.

 

 

 

Kaynak